Michael Bar-Zohar ve Nissim Mishal tarafından birlikte kaleme alınmış olan kitapta İsrail gizli servisi Mossad’ın ilk kez gün yüzüne çıkan büyük operasyonları detaylı bir şekilde anlatılmış. Oyle ki StuxNet’in Mossad tarafından geliştirilip, İran nükleer tesislerine bulaştırıldığı bile açıkça söylenmiş.

Kitap için İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres, “Bu kitapta, İsrail’in bilinmesi gerektiği halde bilinmeyen, tanınmış fiziksel kudreti kadar zorlu gizli gücü anlatılmaktadır.” diyor. Pskilojik savaşı yürütmenin ve kazanmanın yollarını çok iyi bilen İsrail ve Mossad’ın dünyanın en iyi istihbarat teşkilatı olarak kabul edildiğini söylüyor kitap, bu konuyu yorumsuz bırakalım. Sonra daha detaylı olarak aynı konuyu işleyelim bu yazıda.

Kitabın orijinal ismi Hamivtzaim Hagdolim, המבצעים הגדולים, İngilizce’ye Mossad : The Great Operations olarak çevrilmiş. Yazarlardan Michael Bar-Zohar, David Ben-Gurion ve Şimon Peres’in biyografi yazarlığını yapmış ve Mossad liderlerinden Isser Harrel’in biyografisini de kaleme almış. Yazarın Enigma isimli kitabı Holywood filimine konu olmuş, Michael Sheen and Derek Jacobi oynadığı film yazarın eserini konu alıyor. İsrail ve Amerika’da bulunan üniversitelerde professörlük yapıyor Bar-Zohar. Nissim Mishal ise İsrail’de tanınmış televizyon şahsiyetlerinden birisi.

Mossad ajanlarının ve liderlerinin kimliklerinin de açıklandığı kitapta, Yahudilerin soykırımı Holocaust, Hashoah השואה, ve sonrasında savaş suçlusu olarak Yahudi halkının kin ve nefretini kazanmış olan kişilerin Arjantin ve benzeri ülkelerden getirilip İsrail’de savaş suçlarını itiraf edip, cezalandırılması gibi konular da aktarılıyor. Hitler’in subayları, İran’lı bilim adamları, Lübnan ve Filistin’li savaşçılara karşı yürütülen operasyonlar, Etiyopya’dan İsrail’e getirilen Yahudiler de farklı operasyonlar olarak işleniyor.

Kefiyelerini giymiş ajanların El Fetih üyelerini pusuya düşürüp, çıkan çatışmada El Fetih üyelerini öldürdüklerini söylüyorlar. Kadın ve çocuklara asla zarar vermedik gibi klasik uydurma bilgiler de bulunuyor, bunlara inanmak elde değil. Müslümanlar’ın ve katledilen bebeklerin görüntüleri varken bunlara inanmak oldukça zor, çünkü Mossad’ın politikaları yada Yahudilerin savaş politakaları onlara göre Goyim olarak anılan bizleri insan suretinde yaratılmış hayvanlar gibi görür. Kitapta yapılan operasyonlar doğru olabilir ve belgeleri de olabilir am akitapta yazılan herşeyin doğru olduğunu kabul etmek ahmaklık olacaktır. Holywoodvari konuşan Dagan gibi asker kökenli ajanlar, “En pis işler, en dürüst adamlar tarafından yerine getirilmelidir.” gibi söylemlerde bulunuyorlar. Bunu söyleyen kişinin kaç sayfa evvelinde El Fetih üyelerini kandırıp, yalan söylemesi adamların tümünü terörist gibi katletmesi anlatılıyor, sonra da bu kişi “dürüst adam” olarak tabir ediliyor. Psikolojik savaş burada başlıyor, paragrafların sayfaların aralarına serpiştirilen “güçlü düşman” ile ilgili cümleler. Kitapta, Şaron’un sadık yardımcısına yarı şaka yarı ciddi Meir Huberman ( Dagan ) ile ilgili, ” Meir’in özelliği Arap’ın kafasını bedeninden ayırmasıdır” dediği gibi oldukça çirkin ve saldırgan cümlelere yer verilebilmiş.

Saba melikesinin diyarına götüren, Kızıl Prensi ve Eichmann’ı tanıtan operasyonların nasıl bir ciddiyetle ve planlamayla hazırlandığını görebilirsiniz. Kendine gazeteci ve öğretmen süsü veren bir kişinin Irak’ta geçirdiği üç sene sonrasında Ben-Gurion’un politik danışmanlığını yapmasını, Hafız Esed’in ülkesine sızan ajanı ve nasıl yakalandığını şaşkınlıkla okuyabilirsiniz. Arjantin’de yapılan operasyonda tutulan evi, dikkatle sahneye koyulan ajan tiyatrosunu da heyecanla okuyacak, Ortodoks Yahudiler ile ilgili yaşanan bir kaçırma sorununu samimi bir şekilde anlatmalarını takdirle karşılayacaksınız. Kitapta bulunan en ilginç konulardan birisi StuxNet’in nükleer tesise nasıl bulaştırıldığı ve çalıştırıldığı. Ben Hammersley tarafından hazırlnaılıp, sunulan Cybercrimes with Ben Hammersley  belgesel serisinde Cyber War isimli kısımda, bu konu detaylı olarak inceleniyor. StuxNet’in endüstriyel kontrol sistemlerine bulaştırıldığını ve bu şekilde nükleer tesise gönderildiğini söylüyor konuyu inceleyen uzmanlar. İsrail ve Mossad, StuxNet ile İran’ın santrifüjlerinden kimilerini yok ettiklerini iddia etseler de, İran’ın böyle bir olayın gerçekleştiğini kabul etmediğini ve bu konuda açıklama yapmadığını biliyoruz. Kitapta İran’lı bilim adamlarının düzenlenen suikastlerle ile öldürüldükleri ise gizlenmeye gerek duyulmadan yazılmış.

Bu kitapta istihbarat teşkilatlarının “ajanlık oyunu” oynamadığını, sonuçların çok ciddi olabileceği operasyonların gerçekleştirildiği anlatılıyor. Psikolojik savaşın bir ürünü olduğunu da düşünüyorum bu kitabın, farklı bir ülkenin bilim adamlarını öldürmek, sırf farklı bir dinden olduğu için terörist ilan edilenlere yapılan operasyonlar, Mısır ve Suriye yönetimlerine nasıl sızıldığı gibi konular Müslüman medeniyetlerin kandırılmaya müsait ve tetikte olmadığını gösteriyor. Bu arada bu kitapta yazılanların tümü belgeleriyle anlatılmış, psikolojik savaşın bir ürünü olduğunu düşündüğümü söylediğimde kitapta yazılanların yalan yada yanlış olduğunu söylemiyorum bilakis kitapta bulunan operasyonlar belgeli ve zamanın gazetelerinde bu operasyonlara ait bilgiler de bulabilirsiniz. Kitabın son ayrıtında belgeleri ve kaynakları görebilirsiniz.

Kendi gözlerinden, kendi ülkelerini ve onu nasıl savunduklarını anlatıyorlar. Dünyadaki bütün kavimler, kendilerini en haklı en doğru kavim olarak görme eğiliminde olduklarından bu yaptıklarını eleştirmem mümkün değil. Tüm kavimlerin kendilerini haklı bulma eğilimlerini doğru bulmamız imkansız, doğru olan evrensel ve insani haklara ve kurallara riayet edilmesi ve eşitlik ilkesi ile muamele edilmesidir. Aksi durumda “ben haklıyım” diyen herkes haklı sayılırdı. İsrail’in yada istihbarat teşkilatının “Biz kötüyüz, Filistin’de yaşayanlar terörist değil, Müslümanlar kusursuz insanlar” demelerini beklemiyorum tabi ki. Safça ve ahmakça bir düşünce olurdu bu. Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler’in yada farklı inançlarda bulunan insanların bir arada yaşayabilecekleri toplum düzenini yada ülkeleri inşa etmenin zor olmadığını düşünüyorum. İmkansız bir düşünce değildir, geçmişte bunun sağlandığı devletlerin var olduğunu biliyoruz. Bilinenin aksine İslamiyet’in ve Müslümaların, Hristiyan, Yahudi yada farklı inançta bulunan insanların düşmanı olmadığını, Kuran-ı Kerim’den ayetlerle kanıtlayabiliriz. Ekilen nefret, kin ve kötülük tohumlarının yalan olduğunu gösterebiliriz ama benim yazdığımı kim okur, kim dinler onu bilemem. Kimsenin okuyup, dinleyeceğini düşünmüyorum, kendi hevasını ilah edinmiş insanların arasında, kibirin altın çağında, herşeyi ben bilirim diyen bir toplumda sizi dinlemelerini mi bekliyorsunuz? Kainat’ın ve Alemlerin Efendisi olan Allah-u Teala’nın gönderdiği Rabb’in kitabını okumayan, uygulamayan bizler mi? Güvenimiz de, güvendiğimiz de Allah’u Teala’dır, sözlerini dinleten ve sözlerin efendisi O’dur. Konuyu farklı bir yazıda detaylı olarak yazmak istiyorum, bu nedenle burada kitap dışında olan yorumları bitiriyorum.

Kitabın iyi hazırlandığını, tekrar okuyacağım kitapların arasında olduğunu, belki de birkaç defa daha okuyacağımı samimiyetle belirtebilirim. İsrail’in bugün çorak topraklarda kurduğu devletin ve işleyişinin, Kibutz gibi yapılanmaları iyi incelemek ve takdir etmek gerekir diye düşünüyorum. Bunu da yanlış anlayıp adam İsrail’i takdir ediyor demeyin, İsrail’in yaptığı zulümlerin cezasız kalmamasını dilediğimi tekrar tekrar sıkılmadan söyleyebilirim, teknik bir konu olan devletlerinin ve ülkelerinin işleyişi, Kibutz’lar, atalarının intikamını almaya yemin etmiş bir toplum olarak dünyada yer edinmeleri teknik konularda ilerleyişlerini kabullenmek zorundayız. Müslüman ülkelerin yattığı ve çalışmadığı zamanlarda, çalışan bu kavim biz Müslüman’lara nerede yanlış yaptığımızı göstermelidir. Dünyada birbirini yiyen kardeş kavimler Kürtler, Türkler, Pakistanlılar, Bangladeşliler, Araplar, Türkmenler gibi Müslüman kavimler, dünyanın her yerinden İsrail’ e gitmek için büyük bir heyecan duyan ve İsrail’e מדינה ( medinah ) memleket diyen Yahudilerin bu birlik duygusunu tekrar tekrar oturup düşünmeleri gerektiğini düşünüyorum.  Dillerini ve dinlerini iyi öğrenme istekleri, köklerine sahip çıkmaları bir kavmi kötü yapmaz, Müslümanlar olarak bu konularda hiçbir kavim yada dine mensup insanın yada kavmin yaşayışına karışamayız, vakta ki bu kavimler bizlerin özgürlüğünü yada yaşayışını etkiler, geçerli tepkiler orada verilmelidir. İnsanlarımızın çarpıtma ve uydurma yeteneklerini göz önüne alarak bu kadar paragrafı yazmak zorunda kaldım, bunlar yazmak istediğim ve uzun zamandır aklımda bulunan farklı bir yazının konusu olabilirler nasipse.

Kitabın kesinlikle okunmasını tavsiye ederim, kitap ile ilgili televizyon dizisinin yapılacağı ktiapta ve farklı medya ortamlarında söyleniyordu ama bununla ilgili bir gelişme olmadığını biliyorum. Kitap ile ilgili bir televizyon dizisinin 2012 yılında çekileceği söyleniyordu. Kitaptaki karakterlerimiz Dagan, Harrel, Gurion, Peres, Şaron, Netanyahu ve aklıma gelmeyen tüm yöneticilerin Mossad ve askeri eğitimleri almış gerçek karakterler olduğunu söylemeyi de unutmayalım. Bir de kitabın arkasında yazılı “Bu kitap bir roman değildir” uyarısını ekleyelim yazımızın sonuna.