Geçtiğimiz gün Bahreyn ‘in Manamar kentinde altı ülke ortak komutaya ait bir ordu için karşılıklı olarak anlaştılar. Anlaşmayı imzalayan altı ülke Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri. Bu habere bir ya da iki Türkçe sitede rastladım, nüfuzu geniş gazete ya da televizyonlarda bu konuya uzun uzadıya değinildiğini görmedim. Açıkçası bu tür haberlerin altında her zaman bir bit yeniği arıyorum.

Al-Jazeera İngilizce sitesinde bu habere yer verilmiş, gerçekten de benim okuduğum şekliyle aktarılmış haber. Al Jazeera İngilizce sitesinde ve İslami Gündem sitesinde karşılaştığım bu haber, dünya üzerinde çok sayıda düşmana sahip olan, bu altı ülkenin sadece İran ve Suriye ‘yi mi dert ettiklerini anlayamadım.

Altı ülkenin İran ‘a karşı kınayan sözler kullanması ve neredeyse ortak komutaya sahip ordu kararının da sanki sadece İran için alınmış olması farklı olayların cereyan ettiği konusunu getiriyor aklımıza. Arap düşmanlığı, Şii sempatizanlığı değil derdim. Düşmanlık tohumları ekmenin alemi yok diye düşünüyorum, o kadar düşmanınız varken İran ve Suriye ‘ye karşı mı birleştiniz demek geliyor içimden? Müslümanların arasına ekilen nefret tohumlarını yeşertmeye yarayabilecek bir tavır olarak görüyorum ayrıca.

Allah-u Teala Kuran-ı Kerim ‘de Hücurat suresi 10. ayet-i kerimede;

بسم الله الرحمن الرحيم

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.

(Hücurat Suresi / 10.ayet-i kerime)

buyurmaktadır. İran ‘da yaşayan Şii kardeşlerimiz Allah-u Teala ‘ya, onun kulu ve Rasulü olan Hz. Muhammed Mustafa (S.a.v.) ‘e Allah tarafından Kuran-ı Kerim ‘in vahyedildiğine inanıyorlar. Uzun lafın kısası Müslüman bu insanlar. Sizi bu duruma getiren, her fırsatta ülkelerinizde gözü alan düşmanlarınızı unuttunuz, size bir zarar dokunduğunda sevinen düşmanlarınızı unuttunuz, İran ‘a karşı ordu kurma kararı aldınız. Anlamak neredeyse imkansız, Allah-u Teala Kuran-ı Kerim ‘de

بسم الله الرحمن الرحيم

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا ۚ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنْتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنْتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَأَنْقَذَكُمْ مِنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Hep birlikte Allah’ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.

(Al-i İmran suresi / 103. ayet-i kerime)

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın.” buyuruyor alemlerin Rabb’i. Peki biz neler yapıyoruz? İran’ı Şii olduğu için dışlıyoruz, Suudi Arabistan’da şeriat uygulanıyor diye, Araplara pis diye iftira edenler de var, Osmanlı’yı sattılar diyende… Sanmayın onlar da farklı kavimler için farklı düşüncelere sahip değiller, onlar da aynı metodlarla kandırılmış, Kuran-ı Kerim ‘den uzaklaştırılmışlar. Asabiyeti, kendi kavimlerini üstün görmeyi adet edinmişler. “Arabın acemden, acemin araptan farkı yoktur” dememiş midir Hz. Muhammed (S.a.v.). Peki siz daha mı iyi biliyorsunuz Allah ve Rasul ‘unden de, bu kadar ayrılığa düşüyorsunuz? Araplar Türkler’i, Türkler Araplar’ı aşağılık görüyorlar, iftira ediyorlar. Niye bu ayrılık? Falancalar Filancalara, Filancalar Falancalara düşman, Hz. Muhammed (S.a.v.) ümmeti bir değil midir?

Irak ‘ta milyonlarca Müslüman katledildiğinde ses çıkarmamış olanların, küçük bir olayı kendi çıkarlarına uygun kullanıp gösteri yapmalarını da samimi bulmuyorum, açık açık anlatmaya gerek yok bu siyasi gösterilerin neler olduğunu. Ülkemizin bu tür hatalara düşmeyeceğini düşünüyorum, Araplar yanlarında cereyan eden bir fırtınadan habersiz yaşamaya çalışıyorlar, biz de farklı değiliz.

Şii dünyasına karşı Sünni dünyasının, Sünni dünyasına karşı Şii dünyasının savaş açması isteniyor. Sünni ve Şii kimdir? Müslüman değil midir? Amentüde birleşmiyor mu Sünni’ler de Şii’ler de? Peygamber Efendimiz (S.a.v.)’in sünnetini uygulayan Ehl-i Beyt ‘e aşık olur, Ehl-i Beyt’e aşık olan Peygamber Efendimiz (S.a.v.) ‘in sünnetini uygular. Ayrışma nerede başlıyor anlamıyorum, daha çok benzerlik var Allah görenlerden olmayı nasip etsin.

Düşmanlarımızın gizli servislerinde görev yapan gizli servis ajanları bizler gibi tembel değiller, tağut yolunda savaşıyorlar, ömürlerini adıyorlar. Bizler kadar az okumuyorlar, okuyorlar, araştırıyorlar, kendilerini geliştiriyorlar. Psikolojik, kimyasal, fiziksel, sanal her türlü savaş yöntemini kullanıyorlar. Düşüncelerinizi yönlendirmek için teknolojiden faydalanıyorlar. Bizler oturmaktan, yatmaktan, Müslümanların dertlerini görmezden gelmekten başka neler yapıyoruz? Ajanlar ibadethaneleri bombalıyorlar, Şii’lere Sünni’ler yaptı diyorlar, Sünni’lere de Şii’ler yaptı diyorlar. Kuran-ı Kerim’i çok iyi bilmediği için tüm cahiller inanıyorlar. Allah’u Teala bizlere “münafıklardan haber geldiğinde inanmamamızı” emretmemiş midir? Kuran-ı Kerim’i okumadığımız için, okuduğumuzda hayatımıza uygulamadığımız için bu tür kitleleri etkileyecek ve Müslümanları ayrıştıracak her türlü yalana inanıyoruz. Kuran-ı Kerim ‘den uzak yaşamaya ve böyle yapmaya devam edersek, Allah alemlerden Ganiyy’dir, isterse çok az imanlı bir grup ile galip getirir İslamiyet’i.

Müslüman ülke yöneticilerinin ilk görevleri; İran ‘a karşı birleşmek, Suriye’ye karşı savaş oyunlarına alet olmak yerine ilmi yaymak, adaletli olmak, Rahman’ın kavli olan şerefli Kuran-ı Kerim ile aralarında ülfet oluşması için çalışmalarda bulunmak olmalıdır. Müslüman liderlerin, Müslümanların arasında savaşların vuku bulmasını önlemesi, Allah’ın düşmanı olduğunu açıkça belirten kavimler ile anlaşmalar yapmamaları, hem dünya hem de ahiretlerini düşünmeleri, adaletli olmaları, Hz. Peygamber (S.a.v.) ve onun Ashab’ının devlet yönetimini araştırmaları gerektiğini düşünüyorum. Müslümanlar Kuran-ı Kerim’i başlarına taç ederlerse Allah-u Teala’da inşaAllah bize yardımını esirgemeyecektir. Müslümanların, Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerif’leri hayatlarına uygulayan sorumluluk bilincine sahip kişiler olarak, Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.) sancağı altında vahdet bayrağı ile bir ve bütün olarak birleşmeleri ancak ve ancak Kuran-ı Kerim’in baştacı edilmesinden geçtiğini kanaatindeyim. Allah vahdet bayrağı altında birlikte olmayı nasip etsin biz Müslümanlar’a.