Geçen sene bir arkadaşım ile konuşurken, konu Olasılıksız kitabından açıldı, daha sonra ben Empati ‘yi okumadım deyince, bana bu kitabı hediye olarak almış. O sırada arkadaşımla konuştuğumuz bazı komplo teorilerinin kitap içerisinde yer alması da ilginç gelmişti.

Adam Fawer ‘ın ilk kitabı Olasılıksız Türkiye ‘de o kadar çok okundu ve beğenildi ki yazar, Okan Bayülgen ‘in programına konuk oldu. Olasılıksız isimli eserini ben de bir solukta okuduğumu hatırlıyorum. Kendinizi bir macera filminde hissetmenizi sağlayan olay örgüsü ve anlatımı, olasılık teorisi, istatistik, kuantum fiziği kavramlarını popüler ve herkese hitap eden bir dil ile anlatması, Laplace ‘ın şeytanı Olasılıksız kitabını beğenmemi sağlamıştı. Caine ve şizofren ikizi Jasper, Rus ajanımız Nava unutmadığımız kahramanlar, ancak ikinci kitapta Olasılıksız ‘a küçük bir gönderme dışında kahramanlarımızı göremiyoruz.

Empati, sosyal paylaşım ağlarında çoğu arkadaşınız tarafından paylaşılan bir söz ile başlıyor “İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettidiğinizi asla unutmaz.” Diğer sayfada ise kitapta yer alan kahramanlardan Samantha Zinser ‘in bir yazısı karşımıza çıkıyor, burada da akılda kalıcı, dahice bir önerme karşılıyor bizi, “Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.” Katılmak zorunda değiliz tabii ki, sonuç olarak kitapta yer alan bir önerme gözüyle bakıyorum.

Empati ‘de yer alan kahramanlar ile yazar bizi sürekli şaşırtıyor. Kitap üç bölümden oluşuyor, her bölümde yer alan ayrıtlarda olayların yaşandığı zaman veriliyor ve şu zamana şu kadar kaldı şeklinde, gerçekçiliği arttırmak için 24 dizisine benzer bir yaklaşımla sunuluyorlar, bu yöntemi kullanan yazarları ben böyle isimlendiriyorum, belki de bu yontemin bilimsel bir ismi vardır. Olayların örgüsü ve Adam Fawer ‘ın kurgusu bu kitapta gerçekten başarılı, ancak şahsi olarak söylemeliyim ki Olasılıksız kitabını okumaktan daha çok zevk almıştım.

Tesla ‘nın anlatıldığı bölümler oldukça etkileyici. Sinestezi ve empati kavramları, insanlar üzerinde yapılan bilimsel deneyler, zihin kontrolü. Ayna nöronların anlatımı da oldukça ilgi çekici. Kitabın sonlarında agnostisizm ile ilgili anlatımlar ve okuyucu bu konuda ikna etmeye çalışılmış hoş karşılamadığım kısımlar yer alıyor. Agnostisizm ile ilgili anlatımlar dışında kitabı beğendiğimi soyleyebilirim, ancak içerisinde bir takım ürünlere ait reklamların da yapılmış olması, popüler kültürünün edebi eserlere dahi sirayet ettiğini gösteriyor. Sevmediğim bir durum olduğunu soylemeliyim, agnostisizm ile ilgili de yanlış bilgiler verdiğini okuduğunuzda siz de göreceksiniz.

Daha çok bir film senaryosu gibi gözünüzde canlanacak türden bir kitap olmuş, okumaya değer. Kitap April yayınları tarafından sunuluyor ve yaklaşık 640 sayfa.