Arapça dili, kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim ‘in dilidir ve alemlerin Rabb ‘i Allah-u Teala tarafından kutsal kitabımız için seçilen dildir. Hami-Sami dil ailesinin Sami dil kolunun bir mensubu olan Arapça dili, sessiz kök sistemine dayanır ve sağdan sola doğru yazılır. Arapça, Aramice ve İbranice Sami dillerindendir ve Semitik diller olarak da anılmaktadırlar. Aynı zaman da bu diller Kutsal Kitaplar Kuran-ı Kerim, İncil ve Tevrat ‘ın dilleridir.

Araplar bugün, günlük konuşma için kullandıkları dillerini biraz değiştirmişlerdir, hatta farklı ülkelerde farklı kullanımları da gorulebilir. Arabiyyet-ül Fusha (العربية الفصحى ) ismi verilen ve Fasih Arapça olarak anılan dil, standart Arapça olarak kabul edilir. Kuran-ı Kerim arapçası da Fasih Arapça ‘dır.

Kuran-ı Kerim ‘in dili olması sebebiyle Müslümanlar tarafından da asırlardır öğrenilmiş, öğretilmiş ve ilim öğrenmek isteyen talebeler için arapça dilinin öğrenimi başlangıç noktası olmuştur diyebiliriz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.) ‘in ve Ashab ‘ının kullandığı dil olması hasebiyle de Peygamber Efendimiz ‘in Hadis-i Şerif ‘leri ve Ashab ‘ının sözleri hep arapçadır. Hadis-i Şerif ‘leri ve Ashab ‘ın sözlerini içeren kaynaklar da dolayısıyla Arapça dilindedir. Bu nedenle ilim öğrenmek isteyen ilim talebelerine ilk olarak temel akaid bilgisinden sonra arapça dili öğretilmiştir ve öğretilmektedir.

Dünya üzerinde kullanımı en yaygın dillerden bir tanesi de Arapça ‘dır. Orta Doğu ‘da en çok kullanılan dildir. Yaklaşık olarak 30 ülkede resmi dil olarak kullanılmaktadır. Birden çok resmi dil kullanan ülkeler de bu sayıya dahildir.

Kuran-ı Kerim ‘in Allah-u Teala tarafından Hz. Muhammed (S.a.v) ‘e indirildiği zamanda Arapça dilinin anlatım, dilbilgisi, hitabet, edebi sanatlar açısından ne kadar gelişmiş olduğunu çoğu kaynakta okumuşsunuzdur. O kadar gelişmiştir ki, insanlar Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.) zamanından önce şiirler yazarlar ve Kabe ‘nin duvarlarına en beğendikleri şiirleri asarlardı. Çoğu kez, Arapça ‘nın muhteşem bir dil olduğunu okuduğunuz kitaplarda, izlediğiniz programlarda işitmişsinizdir. “Peki ama nasıl?” da demişsinizdir büyük ihtimalle, gerçekten bunu açıklayabilmek için Arapça ‘da derinleşmiş olmak gerekiyor, benim kadar az bilgisi olan birisinin bunu yapmaya kalkması biraz kendini bilmezlik olacaktır.

Sessiz kök sisteminden bahsetmiştik yazımızın giriş kısmında, bir programcı olarak beni Arapça ‘ya aşık eden özelliklerinden birisi de Arapça ‘nın sessiz kök sistemi. Bütün dilleri Allah-u Teala yaratmıştır tabii ki, diğer tüm diller de farklı özelliklere sahiptirler ancak Arapça o kadar muhteşem ki anlatmak imkansız sanırım. Sessiz köklere dayanan Arapça kelimeler genellikle üç sessiz harften oluşmaktadırlar, dört harfe sahip köklere de rastlamak mümkündür.

Sessiz kök sistemi Arapça diline farklı dillerden kelime girmesini neredeyse önlemektedir, bir dilin korunması için en önemli özelliklerden birisi diyebiliriz. Örneğin ismi-alet için kullanılan yapı ile bir iş için kullanılan herhangi bir alet rahatlıkla isimlendirilebilir, diğer yazılarımızda bu konuya değinmeye çalışacağız. Teknolojinin gelişiminin çok hızlı seyrettiği çağımızda ne kadar öenmli bir özellik olduğunu sanırım tahmin edebiliyorsunuzdur.

Arapça kelimerlin köklerinin sessiz harflere dayanması sistemine Sessi kök sistemi adı veriliyor. Türkçe ‘den şu an kullandığımız latin harfleri kullanarak anlatmaya çalışalım. KTB (كتب) üç harfli tümü sessiz harflerden oluşan bir kök olarak düşünelim. Arapça ‘da bu köke uygulanan formüllerle KTB kökünden KiTaaB, meKTuuB, KaaTiB, meKTeB,miKTaaB, muKaaTiB gibi kelimeler türetilebilmektedir. Arapça alfabesini konu alan yazımızdan sonra bu kök sistemini daha detaylı olarak sunmaya çalışacağım. Arapça dili için kimi yerlerde kelime türetme dili dendiğini duyabilirsiniz, kelime türetme ise ileride de bahsedeceğimiz Arapça vezinlerin bahsettiğimiz sessiz köklere uygulanması ile yapılmaktadır.

Arapça ‘da şahıs zamirleri kişi sayısına ve kişinin eril ya da dişil olmasına göre farklılık gösterir, ayrıca kişi sayısına göre de bir, iki ya da ikiden çok kişi olarak zamirler ayrılmaktadır. Cümle içerisinde bahsedilen kişinin ya da nesnenin sayısını, cinsiyetini rahatlıkla anlayabilirsiniz. Türkçe dilimizde “O” zamiri kadın, erkek, canlı, cansız, sayısı bir olan herhangi bir anlatım için kullanılabilir. İngilizce ‘de ise bu ayrım cinsiyet için yapılmıştır “He” (O) dediğinizde bir eril şahıstan bahsedildiğini anlarsınız ancak “They” (Onlar) dendiğinde şahısların cinsiyetlerini ve iki yada daha fazla kişiden mi bahsedildiğini anlamanız mükün değildir, ayrıca “You” (Sen) kullanıldığında ve bunu duyduğunuzda konuşulan kişinin eril yada dişil olup olmadığını anlayamazsınız. Arapça ‘da ise ikinci tekil şahıs için de erillike ve dişillik söz konusudur. Edebi eserler için çok önemli bir özellik olduğunu sanırım tahmin edebilirsiniz. Kitap okuduğunuzu ve karşılıklı bir diyalogu okuduğunuzu düşünelim. Diyalog içerisinde Türkçe için “Sen” ve İngilizce için “You” kullanıldığını varsayalım. Aşağıda da örneklerle açıklamaya çalışalım.

Türkçe

  • Merhaba, nasılsın?

  • Teşekkür ederim, iyiyim. Sen nasılsın?

  • Geçenlerde senden bahsettik, biraz kulaklarını çınlattık.

  • Umarım iyi anmışsınızdır beni

İngilizce

  • Hello, how are you?

  • Great, and you?

  • I am so busy nowadays, I am working so hard. What about you?

  • I see, you look so tired. I am studying for the exam.

Okuduğunuz bu diyaloglarda, konuşan kişilerin cinsiyetlerini anlamanız imkanı yoktur ancak Arapça dilinde aynı diyaloglara benzer bir diyalog okursanız, konuşan ikinci tekil şahıs yada ikil şahıs ya da çoğul şahıslar hakkında kesin bilginiz olacaktır. Anlatım açısından hiçbir yanlış anlamaya izin vermeyen bir yapı gördüğünüz gibi. Kullanılan tek bir zamir ile kimin konuştuğu, kimden bahsedildiği, kaç kişinin konuştuğu, kaç kişiden bahsedildiği, konuşan kişilerin cinsiyetleri, bahsedilen kişilerin cinsiyetleri, konuşmanın ya da hitabın bir kişiye mi yoksa bir topluluğa mı yönelik olduğu gibi bilgileri tek bir kelimeden anlayabilmeniz sağlanıyor. Yanlış anlaşılma ihtimali yok, aklınızda soru işareti kalmıyor. Daha iyi anlayabilmek için Arapça diyalog örneği ve açıklamasını vermeye çalışalım.

  • ِالسلام عليكم كيف خلوك (Esselamu aleykum keyfe khaluki?)

  •  ِو عليكم السلام الحمد لله انا بخير و انت (ve aleykum esselam Elhamdulillah ena bikhayr ve enti)

  •  انا بخير الحمد لله , من هن؟ (Ena bikhayr Elhamdulillah, men hunne?)

  • انا لا أعرف  (Ena la a’reef)

 

Türkçe anlamına bakalım,

  • Selam üzerine olsun, nasılsın (bayan)?
  • Selam senin de üzerine olsun. Elhamdulillah iyiyim sen nasılsın (bayan)?
  • Ben iyiyim Elhamdulillah. Şunlar (Şu bayanlar, tümü bayanlardan oluşan 2 kişiden fazla topluluk) kimler?
  • Bilmiyorum

Gördüğünüz gibi Arapça dilinde anlatım yanlış anlaşılamalardan uzak tutuyor sizi, konuşanların cinsiyeti, sayısı bilgilerini rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Yazı dilinde Araplar Kuran-ı Kerim, dini kitaplar ve çocuklar için yazılmış kitaplardan farklı kaynaklarda hareke ismi verilen okumayı kolaylaştıran işaretleri kullanmıyorlar, bu konu hakkında ileride inşaAllah daha detaylı konuşacağız. Kuran-ı Kerim okumak ve anlamak için Arapça öğrenmek istediğimiz için, harekesiz metinleri okumak şu an konumuzun haricinde tutmakta fayda var diye düşünüyorum. Yukarıdaki diyaloga harekeler, irab konularında inşaAllah değinmeye çalışırız.

Arapça yazı harfleri de o kadar süslü ve güzeller ki, Arapça yazılmış metinlere baktığınızda bir sanat eserine bakıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Hattatlar, Kuran-ı Kerim ‘in Allah-u Teala tarafından bizlere indirilmesinden bu yana sürekli Arapça güzel yazma sanatını geliştirmeye çalışmışlar ve asırlardır bizlere görsel bir şölen sunmuşlardır. Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.a.v.) ‘in, Hz. Ali (k.v.) Efendimiz ‘e “Mim ‘in gözünü kör etme”, “Sin ‘i uzat” dediği bilinmektedir. Yazının şekline dahi önem vermiştir, Efendimiz Hz. Muhammed. Daha o yıllarda güzel yazı yazma sanatı kullanılmaktadır, sonralardan keşfedilmiş bir kavram değildir. Hz. Ali (k.v.) ‘nin güzel yazı yazma da oldukça iyi olduğunu bimekteyiz. Bu işin Hz. Ali (k.v.) ile başladığı rivayet edilir. Kuran-ı Kerim zaten herşeyiyle güzeldir; manası, anlatımı, yazılması, okunması, düşündürmesi, şifası, berekti, kanunları, dersleri saymakla bitiremeyiz. Arapça ‘nın güzel yazma sanatı ile karşımıza çıkan yazıları-yazmaları görünce düyanın en muhteşem, en güzel eserine bakıyor gibi hissederiz. Kuran-ın yüzüne bakmanın sevap olması ise (en doğrusunu Allah bilir) hem bu sanattan haz almamızı hem de sevap kazanmamızı sağlıyor.

Pek çok yabancının Kuran-ı Kerim ya da Ezan-ı Muhammedi ‘yi duyduktan, dinledikten sonra çok etkilendiğini hatta Allah-u Teala ‘nın izniyle kalplerine İslamiyet nurunun girdiğini duymuşsunuzdur ya da okumuşsunuzdur. Okunması ile de Arapça gerçekten insanları derin düşüncelere, hissiyatlara alır götürür. Arapça dilinin fonetiği, harflerinin telafuzları, başka dillerde rastlamadığınız (ض) harfi gibi farklı seslerin bulunması, dilbilgisi kaidelerinden kaynaklanan uzatma gibi tekniklerin yer alması Arapça dilinin güzel okunması ve dinleyenlerde muhteşem bir etki bırakmasında rol alan bazı etkenlerden, tabii ki en doğrusunu Allah bilir ve kalpler ancak Allah-u Teala ‘nın elindedir. Gerçi, Kuran-ı Kerim herşeyiyle güzeldir, ilk olarak anlamamız ve hayatlarımıza tatbik etmemiz maksadıyla bizler için bizlere Allah-u Teala tarafından indirilmiştir. Güzel okunması, güzel yazılması hep bize Allah-u Teala tarafından sunulmuş muhteşem sanatlardır. Kabe-i Mükerreme ‘de Kuran-ı Kerim okuyan bir Kabe imamın sesinden Kuran-ı Kerim ayetleri dinleyipte etkilenmemiş çok az inanan vardır sanırım.

Arapça dili hakkında benim gibi bir cahilin söyleyebilecekleri çok azdır, lakin Allah-u Teala ‘nın Kuran-ı Kerim için seçtiği bu dili öğrenmemiz, ailemize öğretmemiz, bizden sonraki nesillerin öğrenmesi için mücadele etmemiz gerekiyor. Atalarımız demişler, “Ağaç yaşken eğilir” diye, çok yerinde bir tespit. Kuran-ı Kerim ile büyüyen bir nesil oluşturmak için çalışmamız gerekiyor. Yanlış anlamayın Arap hayranı değilim, ben Allah-u Teala ‘nın indirdiği Nur olan Kuran-ı Kerim ‘in dili olduğu için Allah ‘ın izniyle seviyorum bu dili. Yaratılan her dil Allah-u Teala tarafından yaratılmıştır; Arapça, Türkçe, İbranice, Thaice ve tüm diğer diller. Kendi dilimizi Türkçe ‘mizi de olabildiğince korumaya çalışmamız gerekiyor, bunu yapmassak kendimize ihanet etmiş oluruz, burada bahsettiğimin bu olmadığını anlamış olduğunuzu umut ediyorum.

Arapça dilini öncelikle Arapların dili olarak görmek doğru olmaz, Arapça Kuran-ı Kerim ‘in dilidir, bu şekilde bakarsak, ön yargısız bakmaya çalışırsak daha doğru bir bakış elde edebileceğimizi düşünüyorum. Günümüzde, daha öncede bahsettiğimiz gibi, Araplar da Fasih Arapça ‘ya çok yakın değiller. Hatta bu konuda Türk müfessir ve alim Zemahşeri ‘nin “Ey Araplar, gelin size dilinizi öğreteyim” dediği rivayet edilir.

Allah bizleri Kuran-ı Kerim ‘e, Arapça ‘ya aşık etsin, ilim yolunda olmayı, bize öğrettiği ilimle amel etmeyi ve tüm hayatımızı ilim ile ve salih işler yaparak geçirmeyi nasip etsin.